21 Haziran 2014 Cumartesi

bos zamanlarimda kitap okurum


Inci Zeynep 4 aylıkken oturmaya başlamıstı ve biz onu oturmaya basladıgı gunden itibaren her yemek yediğimizde mama sandalyesinde, yanımızda oturtmaya gayret gösterdik. O günlerden kalma bir alışkanlığımız var, önüne oyuncak koysam ya yere atıyor ya da yemeye çalışıyordu ve genelde de sıkılıyordu. Bizde çareyi önüne kitap koymakta bulduk. Kitaplardaki resimler faklı farklı olduğu için uzun süre oyalıyor ve ilgisini çekiyordu. Zamanla Inci Zeynep'in kitaplara olan ilgisi attı. 


Son 1 kaç aydır biz bebek kitaplarından çocuk kitaplarına terfi ettik. Önceleri rahat kullanabilir mi endişesi taşıyordum çünkü sayfaları ince, tam kavrayamadigi icin sayfaları çeviremez ve kitaplatini yırtabilirdi. Bebek kitapları daha sert ve küçük olduğu için kullanımı onun için cok daha rahatti. Fakat umduğum gibi olmadı. Önceleri ben okuyordum daha doğrusu okumama izin vermiyor, sayfaları hızlı hızlı çevirmemi istiyor ve resimleri gösterip sesler cıkarmamı, bir seyler anlatmamı istiyordu. Daha sonraları kendi kendine kitaplarını incelemeyi öğrendi. Hatta kitaplarında bile seçici, sevdiği kitapları olduğu gibi sevmediği kitaplari da var.


En favori kitabi: 'mamut yikama rehberi'. Bu kitabi o kadar cok seviyor ki sayfalarina sevinc cigliklari atarak bakiyor. Ne anladigini ya da tam olarak hosuna neyin gittigini bilmiyorum ama Inci Zeynep bayiliyor. 


Normalde kitaplarini ben secip alirdim, simdilerde beraber seciyoruz. Ben bir kac tane kitap begeniyorum, karsisinda sayfalari ceviyorum; o zaten begendigi oldugu zaman asiri tepki veriyor. Boylelikle yeni kitabini secmis oluyoruz. 

Umarim bebegimin bu kitap sevgisi buyuyunce de boyle devam eder :)

19 Haziran 2014 Perşembe

uyku sorunsali

Inci Zeynep her ne kadar yasina girmis olsada gece erken uyuma hadisesine bir çözüm bulamadık. Inci Zeynep doğduğundan beri Emre ile kızımızı uyutup oturup bir kahve icip, sohbet ettigimiz yok denilecek kadar az. İnci 9'da uyusa bile yarım saat sonra uyanır, kimbilir gece kaçta uyurdu. Şu anda da aynı durumdayız, uykuya beraber geçiyoruz.

Uyku eğitimi, uyku arkadaşı, ninni vs hiçbiri bir işe yaramadı bizde ya da ben beceremedim bilemiyorum. Tabi bu durum bir süre sonra insanın asabini bozabiliyor. Bazen insan kendine vakit ayırmak oturup sakince kitabını okumak, Emre'yle gun sonunda oturup konusmak, sohbet etmek ya da bir film izlemek istiyorum. Bizim ki gibi uyku problemi yaşayan bir bebeğiniz varsa bunlar sizin için büyük bir lüks!
Bebeğinizi uyuttuktan sonra eğer haliniz kalirsa!! 

Inci Zeynep'i erken yatirmak icin her yolu denedim diyebilirim, yapabilecegim seyler bunlar. Bazi geceler pes edip kendisi bayılana kadar oyuncaklariyla oynamasina izin veriyorum, bazen de saat 9'da odasina girip uyuyana kadar mucadele veriyorum. Tabi kendimde o gucu bulabilirsem :)


16 Haziran 2014 Pazartesi

kıymetlimis



İnci Zeynep'i normal doğumla dünyaya getirmeme rağmen ilk 3 gün beni emmemişti inatçı kızım.
O kadar inatlaşmıştı ki; emmemek için ağlarken küçük dilini bile görüyordum. Hiç üstüne gitmedim, üzüldüm, her seferinde denedim ama hepsinde aynı tepkiyle karşılaşınca zamana bıraktım ve çok şükür 3 gün sonra kendi isteği ile emdi. Daha doğrusu emmeyi öğrenince emmeye başladı. O nasıl oluyor diye sorarsanız, şöyle ki; annem doğduğu andan itibaren İnci Zeynep'i emziğe alıştırma çalışmalarına başlamıştı. Önce emziği de istemedi fakat annem hiç vazgeçer mi, sürekli, İnci Zeynep ittikçe annem verdi. Sonunda kazanan taraf tabi ki annem oldu! Böyle böyle İnci Zeynep'inde emme refleksi gelişti.

Çok daha küçükken emzik işimi çok daha kolaylaştırıyordu çünkü yenidoğan dediğin sürekli bir emme modunda oluyor. Böyle durumlarda emzik hayat kurtarıcı olabiliyor. Fakat artık bizde durum çığırıdan çıkma noktasında. Şuan emzik İnci Zeynep'in sahip olduğu en kıymetli varlığı. Onsuz kesinlikle uyumuyor, 24 saat eline versem hiç çıkarmadan emecek. Çok istediği başka bir şey olunca karşılığında bana emziğini veriyor, bir nevi alışveriş yapıyoruz:) Bazen o kadar yaramazlık yapıyor ki işte o zaman emziği ortaya çıkarıyorum, hemen ağızına alıp bir süre sakinleyip, enerjisini toplayıp kudurmaya devam ediyor.

Minikken emzik çok güzeldi ağızında, benimde çok hoşuma gidiyordu, kocaman emziği "cok cok cok" diye emmesi fakat artık 1 yasında kocaman kız, ağızda emzik:) Evet çok hoş durmuyor ama emzik bazen bana nefes alacak zaman sağladığı için şuan sevenleri ayırmaya benim de pek niyetim yok açıkcası :)

14 Haziran 2014 Cumartesi

büyürken



Bebeğim büyüyor.. 

İnci Zeynep doğduğunda hamileliğimi çok özlerdim. Çünkü hamileyken hep benimleydi. Çalışmama rağmen çok keyifli, sorunsuz bir hamilelik geçirmiştim. Ufak tefek problemler dışında anne kanında beni hiç üzmemişti. Bizim iletişimimiz anne karnındayken bile o kadar güzeldi ki. Ben çalışırken o uyurdu, saat 5 olup işlerimi bitirince uyanır, kıpır kıpır hiç durmazdı. Bazı geceler uyanıp korkuyla -karnımdayken hep onu kaybedeceğim korkusu yaşadım-, "kızım" diye seslendiğimde hemen uyanır ve hareket etmeye başlardı. 

Zamanla daha az özler oldum hamileliğimi. Çünkü şuan İnci Zeynep'le hayat çok daha güzel. Kızım büyüyor.. Kendi yemeğini kendi yemek istiyor. Şiddetle istediği bir şeyi, çığlıklar atarak "veyveyvey" diye defalarca, elde edene kadar bağırıyor. Beni yanında göremeyince "aniiii" diye bağırarak tüm odaları dolaşıp, beni bulunca bacaklarıma sarılıyor. "Hadi dışarı çıkalım" dediğimde, kapının önüne gidip, trençkotunu giymeye çalışıyor. İnci Zeynep büyüyor ve her günü daha da güzelleştiriyor. 

Temmuz ayında işe döneceğim, kızım 14 aylık olacak. Bilmiyorum çok daha küçükken bırakmak, ayrılmak daha mı iyiydi. Yoksa doğru olanı mı yaptım yaşayıp göreceğim. Artık her şeyi anlıyor, ufaktan anlatıyorum, işe başlayacağımı, gün içinde bir süre ayrı kalacağımızı, akşam tekrar geri geleceğimi, gece sarılarak uyuyacağımızı vs.. sanki dinlemiyormuş gibi geliyor ama ben anladığını umut ediyorum.

10 Haziran 2014 Salı

5 yıl



5 yıl sonra aynı yerde..

Yıl 2009, nişanlandığımız günün gecesi Emre'nin askerlik yapacağı yer belli olmuştu ve ben 3 gün sonra onu askerlik yapacağı yerin nizamiyesine, tabiri caizse kendi ellerimle askeriyeye teslim etmiştim.
Hatta yemin törenine kadar da yanında kalmıştım, her hafta sevdigi seyleri yapar kışlanın yolunu tutardım.

Hayatımın en zor ve en uzun geçen dönemiydi Emre'nin askerlik dönemi. Tabi bu benim açımdan, birde Emre'ye sormak lazım:)


Ve şuan yine oradayız.

Geçen 5 sene içinde kazandıklarımızla, kucağımızdaki cimcime ile yine aynı yerdeyiz, aynı nizamiyenin önünde.

Artık evliyiz bir kızımız, beraber yaşadığımız bir evimiz, kendimize ait bir hayatımız var. Mutluyuz!

İnsan bazen elindekilerinin kıymetini bilemiyebiliyor. Halbuki her anımız, her dakikamız bile yeni şeyler kazandınıyor bize, hayatımıza yeni bir şeyler katıyor. Bizim yapmamız gereken şey belki de geriye dönüp bakmak.

5 yıl önce böyle güzel bir kızımız yoktu..

5 yıl önce evlenme hayali (!) kuran 3 günlük nişanlı bir çifttik..

Okulunu yeni bitirmiş, işi dahi olmayan insanlardık..

Dediğim gibi bazen belki de sadece dönüp ardına bakman lazım, kaybettiklerine değil kazandıklarına!!

Zaten hayatta böyle bir şey; yaşadıkların, hayallerin, isteklerin ve umutların seni sen yapıyor. Önemli olan vazgeçmemek sanırım. istediğin her neyse ona inanmak ve peşinden gitmek..

5 Haziran 2014 Perşembe

daddy's little princess is turning ONE


Dogum hikayemizin ardindan hemen dogum gunu ayrintilarini yazayim bence cunku dogum hikayemizi bile 1 sene sonra vakit bulup yazdigima gore 1. Yas gununu kimbilir ne zaman eklerim.

Kizim cok guzel bir ayda dogdu aslinda Mayis.. Bahar mevsimi...

O yuzden ben hep ona bahari animsatacak bi dogumgunu yapmak istemistim takii internette ucus ucus bir prenses elbisesi gorene kadar. Evet dedim, ilk dogum gununde kesinlikle İnci Zeynep'i bir prenses yapmaliyim ve bir gece babakizi koyun koyuna yatarken gorunce Emre'nin İnci Zeynep'e soyledigi uydurmasyon sarki geldi aklıma 'babasinin guzeli, babasinin prensesi' ..




ve bu sarkiyla dogum gunu temamizi belirledik "Daddys Little Princess"



Yaklasik 2 ay onceden -biraz abartmis olabilirim- hazirliklara basladim. Alinmasi gereken malzemeleri toparladim. Kimini internetten, kimini burlardan.. Hatta son gun bile Adana'dan dogum gunu icin gelen amcalarina bile siparis verdim:)


Sonra cizimler..


Elbisesi, provasi,pastası,hediyeleri vs derken o gun geldi...


Canim annemin yardimlariyla masamizi hazirladik. Balonlar, servis masalari, ponpon cicekler, ikramlar derken saat 2 de baslayan dogum gunumuz yakin dostlarimiz,ailemiz ve minigimin arkadaslariya dolu dolu ve cok keyifli bir sekilde sona erdi.


Dogum gunumuzden en sevdigim detaylar; İnci Zeynep icin yaptigim dogumundan yasina kadar fotograflariyla hazirladigim slayt gosterisi, İnci Zeynep'in ucan balonlarla, sevinc cigliklari atarak oynamasi ve minigim icin dostlarimizin yazdigi ve melegime hatira kalacak hafiza kartlarimiz.


Genel olarak herkesin mutlu ayrildigi bir dogum gunuydu. Tabi ben bi cok seye takintili oldugum icin dogum gunu sonrasi sunu soyle yapsaydim, daha cok balon alsaydim, sunu da yapsaydim diye kendi kendi mi yedim.


Sonuc; sonuc yok tabi! Olan oldu, herkes cok memnun kaldi. En onemlisi İnci Zeynep cok eglendi.

Zaten her sey onun icin degil mi?

3 Haziran 2014 Salı

minik bir dogum hikayesi

Tarih 9 mayis 2013

Minik kizim 31 haftalikken bizi korkutup dunyaya gozlerini erken acma cabalarina girmisti, kalan 9 haftami isimden erken ayrilarak ve evde yatarak gecirmistim.

Hep derler ya senin karnin asagi inmis dogumun yakindir diye, hah iste o olay bende olmadi. Dogurana kadar tabiri caizse karnim agizimda gezdim hep.


Bir gun once (39+3 gunlukken) doktora kontrole gitmistim, hep bir umutla; belki bugun kizim aramiza katilir diye. Doktorum da halime okadar acimis olacak ki;cok uzgunum Aysegul ama henuz hic bir belirti yok demisti. Tabi ben hemen duygu somurusune baslamistim 'ama artik dayanamiyorum uhuhuhuu' diye..

Cunku artik yatamiyor, oturamiyor, uyuyamiyor ayakta dahi zor duruyordum. Top gibi olusumu dile dahi getirmiyorum. Zavalli ben dogumdan sonra eski halime hemencecik donecegimden o kadar emindim ki; yedigim kasik kasik nutellalari, dilim dilim borekleri, tatlilari falan hic gozum gormuyordu. Birde hamilelerin yuzune soylenen ve hamile insanlarin da duymaktan mest oldugu 'ayyy canim senin hic birseyin yok, arkadan hic hamile gibi bile degilsin, sadece biraz gobegin cikmis.'yalanlarinida sik sik duyunca 'amaaan aldim zaten alacagim kadar, zaten omrum boyunca bir yada 2 defa hamilelik yasayacagim, ne olacak yiyeyim' dusunceleri sonucu alinan 16 kilo ile tartimda 70'i gormemle, 'Allah'im lutfen dogsun yoksa sonum nereye varacak' korkusu ile surekli, en ufak agriyi sanci sanip doktora kosardim.



Ve ertesi gun saat sabah 5'te baslayan sancilarimi Emreyi uyandirmadan saat 6'ya kadar elimde telefon yatagin icinde, hem sancilara inanmayarak hem de hadi canim daha hic hazir degilim arasinda gidip gelerek not etmistim. Sonrasinda bir saat icinde tam 6 adet sanci.. Emreyi uyandirip sanci saatlerimi gosterdigimde kendisi bu sancilarin duzenli olmadigini cunku araliklarinin bazisinin 8 dakika, bazisininsa 12 dakika oldugunu soyledi. Dogru, tabi sanci dedigin 10 dakikada 1 gelmeli ki duzenli olsun:) Sonra zaten kalkip ise, gitmek icin hazirlanmisti. O kadar inanmiyordu yani doguracagima..

Saat 8'de doktorumu arayip kendisinin hemen hastaneye gelmemizi soylemesinin ardindan, gercekten o gun bu isin bitecegine inandik.

Saat 10'da yatisim yapildi.



Saat 16.30 da dogum odasina alindim.




Ve saat 17.16 da minik kizim dunyaya gozlerini acti. O gunden en iyi hatirladigim ayrinti doktorumun elinde aglamadan boncuk boncuk bakmasi ve beyaz tenli olmasina dogum masasinda 'ollleey beyaz tenli!!' diye sevinmem. Cunku her ne kadar ben olmasam da kizim baba tarafindan Adanali:)


Kisa bir ayriliktan sonra 18.30'da melegimle tekrar kavusmamiz. Ve tum sikintilarimin sona ermesi.

Tarih 9 mayis 2013 İnci Zeynep yanimda, hayatimda, aklimda, kalbimde, ruhumda, her solugumda. Gece erken uyumussam ruyamda...

Annelik gibi kutsal bir duyguyu bana yasattigi icin ben ona minnet duyarken o da annesi oldugum icin bir gun benim icinde ayni hisleri besler mi acaba?