8 Aralık 2014 Pazartesi

emziksiz hayat

Emziksiz 3. gunumuzu de bitirmis olduk. Bekledigimden cok daha kolay gidiyor. Bugun annemi de cok uzmemis, aslinda emzigini aramiyor gibi gozuksede bence cok ozluyor. Biraz once uyutmaya calisirken 'anneeee memmee' diyerek hisli bir sekilde agladi. Emzigini geri isteyemiyor cunku kendi istegiyle kediye verdi. Bu iyi bir yontem miydi pek emin degilim ama ise yaradi. Sadece bu gece uykuya gectiginde bile 'memme' diye sayikliyordu minik insanim. Icim gitti. Uzuldum. En kiymetli, belkide sahiplendigi ilk esyasiydi emzigi. Gece yataginda yanida olurdu hep uyandiginda el yordamiyla emzigini bulur agzina alir uykusuna devam ederdi. Zorlaniyor mu bilmiyorum. 19 ayin aliskanligi sonucta kolay vazgecemeyebilir. Su an emzik gormedigi icin istemiyor olabilir fakat illa bir gun bir yerde bir emzik denk gelecek, o zaman ne yapacagim hic bilmiyorum.

Birsey daha belirtmek istiyorum. Emzigi bitaktiktan sonra Inci Zeynep'in konusmasi cok daha ilerlerdi. Daha duzgun konusuyor daha iyi kendini ifade edebiliyor.   

Evet simdi ben de o da uzuluyoruz ama bu attigimiz adim hem onun hem de benim icin cok dogru bir adim.

Iyi geceler, yavrusunun kokusunda huzur bulan tum anneler ❤❤

7 Aralık 2014 Pazar

elveda tatlim


Merhaba,

Bugun biraz mutlu biraz huzunluyum aslinda. Mutlulugumun sebebi Inci Zeynep'le emzigin yollarini ayirdik. Huznumun sebebi ise sanki kizimin bu hayattaki en kiymetli esyasini elinden almis gibi hissediyorum kendimi. Inci'nin emzik askini daha once surada anlatmistim. Bebekken emzigi kendi kontrolumde verebiliyordum, uyurken yada agladiginda kendim zamanini belirleyebiliyordum. Fakat suan 19 aylik ve kendi isteklerini dile getirebilecek durumda. Mesela; 'Anne meme' diyerek emzigini isteyebiliyor, once duymazdan geliyorum 'anneee memmmeee' diye sesini yukseltiyor. Tekrar duymazdan geliyorum, bu sefer eliyle yuzume dokunup, kafasini saga egip 'aneee memmeee' demesiyle bende yelkenler suya iniyor ve emzigini veriyorum. Evet ona terapi gibi oluyor bazen ama artik emzigin temizligini de kontrol edemiyorum. Mesela bazen kaldirip atiyor sonra attigi yerden tekrar alip agzina aliyor. Cogunda mudahale ediyorum ama bazende yetisemeden hoop bakiyorum emzik agizda. Son zamanlarda dislerimizde hizli bir sekilde cikmaya basladi. Hep dis sagligini etkilemesi hem de son zamanlarda Inci Zeynep'in agiz cevresinde meydana gelen yaralar nedeniyle emzigi biraktirma karari aldik. Evet emzik yardimci oluyordu ben isteyken belki onunla oyalaniyordu ama artik buyudu ve bazi seylerden vazgecmesi gerekiyor. Kafamda daha sonra odasini ayirmak, 2 yasina geldiginde de anne sutunu kesmek var. Hepsini bir anda yapamayacagim icin ilk olarak emzikle vedalastik.

Peki nasil yaptik?

Once Emre'yle bunu artik yapmamiz gerektigini ve kararli olmamiz gerektigini konustuk. Emre once sadece uyurken verelim dedi ama bence emzikte sigara gibi gunde bir iki icmeyle sigara birakilamayacagi gibi gece yatmadan yatmaya alinan emzikte birakilmaz😊 Daha sonra annemle babamla paylastik. Malum Inci Zeynep'e annem baktigi icin onunda bu karari desteklemesi gerekiyordu. Onlar da emzik krizleriyle basetmeyi goze alinca bizde bu ise koyulduk.

Once evdeki sagda, solda, cantada, annemde nerede emzik varsa toplayip kaldirdim.  Bu hafta sansima babaannesi bizi ziyarete geldi. Inci parkta oynarken kedi gormusler, emzigi kediye verelim mi demis babaannesi, bizimkide kabul etmis. Simdi ne zaman 'memme' dese miyava verdik ya kizim diyoruz. 

Ilk gece bekledigimden kolay gecti. Bir iki sordu emzigini sonra kendi kendine uykuya daldi. Bugun emziksiz 3. uykusuna da dalmayi basardi. Cok sukur korktugum gibi olmadi bu hafta icini, ben isteyken gelen krizleride atlatirsak emzigi hayatimizdan tamamen cikarmis olacagiz insallah😊😊

5 Aralık 2014 Cuma

inci'nin kitapligindan secmeler


Bugun Inci'nin kitapligindan sectigim iki kitaptan bahsetmek istiyorum. Inci'nin kitapligindan ama Inci Zeynep'in degil benim favorim olan 2 kitaptan. O daha cok, daha renkli daha fazla resimli kitaplardan hoslaniyor ama simdilik!

Bu kitaplar sevgili 2balik Esra'dan gorup aldigim Nokta ve Mis gibi.



Nokta; resim yapmayi bir turlu beceremeyen Vashti'nin bir noktayla baslayip bir sergiye uzanan hikayesini anlatiyor. Aslinda bu hikaye beni hem huzunlendiriyor hem de heyecanladiriyor.


Huzunlenmemin sebebi su; kitapta Vashti ona yol gosteren ogretmeni sayesinde kendindeki yetenegi farkedebiliyor. Keske diyorum beni de boyle destekleyen yoluna devam et diyebilen biri olabilseydi hayatimda -bu cok uzun bir hikaye- 


Heyecanlanmamin nedeni ise herseyi baslatan bir nokta. Belki bir gun ben de bir noktayla son bulan hayatima yeni bir noktayla tekrar yon verebilirim.


2. Favori kitabim ise mis gibi. Mis gibide ise resim yapmayi cok seven Ramon'un abisi Leon'un resimleriyle dalga gecmesinden sonra resme kusmesini ve kiz kardesi Marisol'un abisi Ramon'un gordugu seyleri kagida mis gibi aktararak cizebilecegi fikrini vermesini anlatiyor.


Bu kitapta da beni benden alan duygu ise; siz kendinize gore bir is yapabilirsiniz, size gore siradan bir is. Yazi yazabilirsiniz yada sizin icin siradan olan bir kac fotograf cekebilirsiniz ama bunu bir baskasi hayranlikla takdir edebilir. Bu kitaptaki Marisol'un abisinin burusturup attigi resimleri odasinin duvarina astigi gibi.


Bu iki kitabinda yazari Peter H. Reynolds. Altin kitaplar yayinevinden umut dolu bu iki kitabi bir anne olarak tavsiye ediyorum.

Keyifli okumalar..

16 Kasım 2014 Pazar

pazartesi sendromu

3 ay oldu, koca bir 3 ay ama kizimin direnisleri bitmek tukenmek bilmiyor. Ozellikle pazartesileri. Haftasonlari bol bol bizimle vakit geciren yavrum pazartesi sabahlari elleri, kollari, bacaklari ile oyle bir sariliyor ki kucagima anneanneye gitmemek icin icim parcalaniyor kendimi cok vicdansiz, ruhsuz hissediyorum. 

Anlatmaya calisiyorum kesinlikle anlatmama firsat vemiyor 'mananemanane' diyor. Agliyor. 

Cok yipraniyorum.
Asansorde kucagimda basini gogsume koyuyor.. 

Onu anneannesine bu halde birakinca kafamda binlerce soruyla bende ise gidiyorum su an, ve artik bende dayanamiyorum, agliyorum.

Acaba ise donmese miydim ya da cok daha erken mi donseydim? Bu kadar anneye bagli bir cocugu ben kendim mi yetistirdim ya bu gunler hic gecmezse alisamazsa ya hep bana kizarsa, ileride bugunleri icin beni suclarsa?


15 Kasım 2014 Cumartesi

calisan anne bunalimlari



Bugün yemek yaparken farkettim ne kadar uzun zamandır mutfağımda vakit geçirmediğimi. Hafta içi zaten mesai, akşamları da annem karnımızı doyurmadan bırakmıyor. Hafta sonu kahvaltıyı evde yapsak diğer öğünler dışarıda yiyoruz ya da tam tersi oluyor. Evimizi otel gibi kullaniyoruz desem yanlis olmaz sanirim. Usul usul tencerenin basında yemeğimi karıştırırken düşündüm; kendi çocukluğumu, okul yıllarımı, okuldan döndüğüm sıcak evimi hatırladım. Annem kapıyı açar, hoş geldin der ve sırt çantamı alırdı. Bende ayakkabılarımı çıkarır çıkarmaz doğru mutfağa gider, burnuma gelen güzel kokuların neler olduğuna bakardım. 

Dışarıdan eve her döndüğümde beni her zaman annem karşılardı. Sonra kızımı düşündüm. Her akşam kapıda babasıyla beni çığlıklar içinde kucaklayan, her sabah İşe giderken uykusunda öpüp kokladığım minik insanımı.. Akşam yorgun argın gelip yemeğini bile bazen doğru düzgün yediremezken, annesi hemen hemen 12 saat evinden uzakta olan minik yavru, benim tatdığım bu güzel hislerden mahrum mu kalacaktı?

Annesi öğretmen olan bir arkadasim ilk okuldayken beslenmesinde hep hazir kek ve meyve suyu oldugunu ve o keki diger arkadaslarinin beslemesindeki sandvic ya da ev yapimi baska yiyeceklerle degistokus ettigini anlatmisti. O zaman gulmustuk ama simdi cok huzunleniyorum. 

Ben hep anneannemi dedemi ozledim. Babam asker oldugu icin hep anneannemden uzakta buyudum. Yilda 2 defa ziyatetlerine giderdik her gittigimde mutlaka anneannem ve dedemle uyurdum gece, hatta bazen dedemi yataktan atar anneannemle beraber uyurduk. Cok severdim anneannemin kokusunu, hala da cok seviyorum, yemegimi hep o yedirsin isterdim, o elisi yaparken dizine yatayim, uyuyayim.. O yuzden aslinda Inci Zeynep bence sansli, anneannesiyle buyuyor. Anneannesinin ona benden cok daha iyi baktigini biliyorum. Problemi o noktada degilde anne ozleminden olur mu? Ileride anneyi istediginde, anneyi ozlediginde annesi her zaman, her istediginde, her an onun yaninda olabilir mi? Okula birakirken ya da okuldan donunce.. Veli toplantisinda ya da okuldaki gosterilerinde yaninda olabilir mi? Bunlari dusunmek icin biliyorum cok erken ama anneyim iste hersey geliyor aklima.

Eskiden hepimizin annesi ev hanimiydi, calisan annesi olan arkadaslarimiz bir elin parmagini gecmezdi. Ama simdi oyle degil, kadin is hayatinda eskisinden daha aktif. Gunumuzun sartlarida bunu gerektiriyor belkide.  Sorun su ki; kadin is hayatina adapte olup bir sekilde isleri kendince yoluna koyuyor fakat anneanne, babaanne ya da bir aile yakinina ya da bakiciya emanet edilen minik insanlarimiz buna adapte olabiliyor mu? 

Ben kizimdan hafta ici caldigim butun vakitleri haftasonlari ve aksamlari telafi etmeye calisiyorum. Kizim, yukaridaki yazdigim eksiklikleri belki yasayacak ama benim amacim bu eksiklikleri en aza indirgemek olacak. 

12 Kasım 2014 Çarşamba

Inci Zeynep'le pazar gezmeleri


Işe başladığımdan beri cekirdek ailemizde haftasonu aktiviteleri daha fazla önem kazanmaya başladı. Haftasonları İnci Zeynep'in mutlu olacağı şeyleri yapıp onu mutlu edecek yerlere gidiyoruz. Bu yüzden blogumda pazar aktivitelerimize yer vermek istedim.

Ben hayvanları çok seviyorum ama uzaktan. Bir kedi yada kopek gordugumde kucagima alip mincirmak istiyorum ama yapamiyorum uzaktan sevmekle yetiniyorum. Kiziminda boyle, benim gibi olmasini istemiyorum ama malesef Inci Zeynepte hayvanlari uzaktan sevmekle yetiniyor.


'Kizim seni digidigiya -atlara- goturelim mi?' diyorum; sevinc cigligi atiyor ama atin yanina gidince hemen korkup babasina siginiyor.

Kedilere bayiliyor. Disarida yemek yerken kedileri goruyor, 'miaav gel mamma' diyerek elindeki yiyecegi gosteriyor. 'Kizim seni miyavlara gotureyim mi?' dedigimde o kadar seviniyor ki, saniyorum ki kedileri yakalayip sikistiracak ama yok kediciklerin yanina gidince kollarini havaya kaldirarak anne kukuku -kucak- diyor.

Ama ben anne olarak yilmiyorum, olabildigince kizimi hayvanlarla bir araya getirmeye calisiyorum. Bunun icin siksik at cifliklerini ziyaret ediyoruz. Bunun nedeni ise cocuklar en cok kuzularin ve atlarin yaninda sukunet bulurlarmis. Kuzulara bu kadar kolay ulasamayacagimiz icin bizde atlara yoneldik.


Bu hafta yine bir at cifligini ziyatete gittik her zamankinden biraz daha ilimliydi en azinda ata dokunabildi.


Ve her zaman ki gibi tum hayvanciklari birakip 'paaaaak' diyerek parka kostu.

7 Kasım 2014 Cuma

merhaba bebegim, ben senin annenim



Kizimi dogar dogmaz yanima koyduklarinda ona soyledigim ilk cumle 'merhaba bebegim, ben senin annenim!' Di. Neden yenidogan bebegime kendimi tanitma gereksinimi duydugumu bilmiyorum. Cunku o minik yavru zaten benden baska hic kimseyi tanimiyordu. Sadece benim kucagimda mutluydu, huzurluydu. 

Esim hep derdiki 'bir bebegin ihtiyaci olan tek sey annesi, gerisi hikaye' gercekten de cok iyi tespit etmisti. 9 ay boyunca karnimda tasidigim bebegimi yine ben kucagimda besliyor, kucagimda uyutuyor, kucagimda oturuyordum. Hep dediler ki; 'alma bu kadar kucagina, kucagina alisir, hep ister.' Yine 'hayir' dedim o seslere 'ben kizimi 9 ay karnimda tasimdim, bir gun bile sesimi cikarmadim! Şimdi o istedigi kadar da kucagimda tasirim' ve alismadi. Kucak bagimlisi bir bebek olmadi. Cunku ihtiyaclarina dogru cevap verdigimi dusunuyorum. Bana doymadan emzirmeyi birakmadim, kendi istemeden alip yerine yatirmadim, yemesi icin zorlamadim, uyumasi icin diretmedim. Cunku bebeginizi ne kadar kendinizden cekerseniz onu iterseniz o size daha bagimli hale geliyor. 

Anneye doyan bebek daha mutlu daha huzurlu uyuyor. Anneye doyan bebek daha guzel yiyor, emiyor. Hep soyluyorum herseyin temeli anne. Anne mutluysa saglam ve saglikliysa, huzuru yerindeyse bebegi mutlu ve saglikli. Ben kendimi kotu hissettigimde Inci Zeynep bana daha cok eziyet ederdi. Sebepsiz aglar, yemez uyumaz, pesimden ayrilmazdi. Ise basladiktan sonra kizima cok daha dikkatli davranmaya basladim. Gece emerek uyuyor. Ben ne zaman 'hadi kizim yeter meme bitti' desem agliyor, ortaligi yikiyor , uyumuyor. Uyusa bile gece defalarca kalkiyor. Ama ne kadar yorgun olsamda, sabirla onun emmeyi kendi kendine birakmasini beklersem o gece huzurla deliksiz bir uykuya geciyor.  

Anneye bagimlilik degil bagliklik onemli olan ve bu bagliligin temellerinin 2 yasina kadar olustugunu biliyorum. Ve Inci Zeynep'in bu gunlerinin asla geri gelmeyecegini.. O yuzden hep sabirli yaklasmaya calisiyorum. Kendim 2. plana atip once o diyorum. Ileride ikimizinde mutlulugu icin bu gunlerin cok kiymetli oldugunu biliyorum❤❤❤


6 Kasım 2014 Perşembe

beni hep sev bebegim❤



Biraz yorgunum bu aralar. Kizim haric herkes hersey beni yoruyor. Ama o asla! Cunku o beni yoramayacak kadar hayatima guzellik katan tek guzel sey. Susmak istedigimde benimle susan, konusmak istedigimde benden cok konusan, sevip sarildigim, opup kokladigim, dans ettigim, sarki soyledigim, resim yapip, ayni tabaktan yemek yedigim dunyam. Tum hayatim, hepsi yalan o gercek. 

Kendine de vakit ayirmalisin diyen insanlara sesleniyorum; hayir! benim kendime ayirdigim vakit zaten o! O benim kizim, huzurum, umudum.

Anneyim cunku ben, eskiden Ayseguldum sadece simdi Inci Zeynep'in annesiyim. Belkide her kadinin eksik kalan tek yonudur annelik. Kadin herseyi yapabilir, herseye sahip olabilir; iyi bir meslege, iyi cekip cevirdigi bir eve, kendine ait hobilere.. Kadin hersey olabilir; iyi bir arkadas, iyi bir es, iyi bir calisan, isveren hepsini cokta guzel yapar ama hep eksik kalir, anne olmadan. Hep bir yarim kalir kadin.

Ben hayata kizim dogduktan sonra daha fazla anlam katmaya basladim acikcasi. O kalem tutarken minik parmaklariyla, onun egitimini, gelecegini, sececegi meslegi merak eder, bunlari dusunurken heyecan duyar oldum. Ileride beraber cikacagimiz tatilleri, benimle dertlesecegi konulari dusunup hayal bile kuruyorum. Hep onu anlayacagima, anlamaya calisacagima dair kendi kendime soz veriyorum.

Simdi ufacik, minicik beni cok seviyor, sarilip sarilip opuyor. 'Buyuyuncede boyle ol kizim' diyorum. 

Lutfen boyle ol beni hep sev bebegim!

31 Ekim 2014 Cuma

A song for the LOVERS



Neden böyle bir başlık attım bilmiyorum. Öğrenciyken en iyi arkadaşım, tek dostum, kızıma adını verdiğim Zeze'mle favori şarkımızdı. 

Ay sonu, yoğun bir günün ardından kendimi dinlemeye çalışıyorum. Bugün doğum günüm, her ne kadar belli etmesem de ve kimse İnanmasa da bugün 29. yaşgünüm. Hiçbir konuda takıntılı bir insan olmadığım gibi yaş konusunda da hiçbir zaman takıntım olmadi. Çünkü onemli olanın yaş değil, o yaşa kadar elde ettiğim, kazandigim değerlerin önemli olduğuna inanırım. Ardıma baktığımda mutlu bir çocukluk, iyi bir Anne, güvenilir bir baba, sevgili bir kardeş ile huzurlu bir yuvada büyüp, okuyup, meslek edinip sevdiğim adamla hayatıma yön verdiğimi görüyorum. Kendi küçük ailemi kurup, cok guzel bir evlat sahibi oldugumu görüyorum, bebeğimi görüyorum. Beni ben yapan beni anne yapan bebegimi.. Yanimda olan sevdiklerimi, arkadaslarimi, aci, tatli biriktirdigimiz anilarimizi goruyorum.. 

Yan masamdan bana cicek yollayan , Emre Aydin dinlerken beni ozleyen , yuzunu hic gormesem bile bu blog sayesinde kazandigim arkadaslarimi goruyorum..

Hayat arkadasimla yasadigim, sevildigim yillari goruyorum.

Annemi, babami, kardesimi, kizimi hepsinin hayatimda doldurduklari bosluklari goruyorum. sansli bir insanim evet, hem seviyorum, hem de seviliyorum. 

Umarim 30umda da ayni hislerde olabilirim ☺

18 Ekim 2014 Cumartesi

hikaye okumada anne ve baba yontemleri



Inci Zeynep'in kitaplarla arasinin iyi oldugunu daha once anlatmistim. Bugun de kizimiza hikaye okuma yontemlerimizle ilgili bir seyler yazmak istedim. 

Uykuya gecmeden once okuma aliskanligimiz var hatta bir degil birden fazla kitap okuyoruz ve genelde kitaplarini kendisi seciyor. Bunun icinse kitaplarini boy hizasina koyuyorum. Diledigi gibi uzanip alabilsin diye. 

Kizima yeni bir kitap aldigimda once acar kendim okurum daha sonra Inci Zeynep'e okurum. Fakat babamizin hikaye okuma teknigi cok daha farkli. O once kitabi okumaz, hatta Inci Zeynep oku diye babasina vermezse acip bakmaz bile, genelde kitaptaki resimlerden cikardigi ana karakter yerine Inci Zeynep'i koyarak yine resimlerden cikradigi uyduruk bir hikaye anlatir. Uyduruk dediysem kitaptan farkli kendince yazdigi bir hikayeyi anlatir. 

Inci Zeynep ertesi gun yine ayni kitabi okumasi icin babasina goturunce, yeni bir hikayeyle karsilasiyor. Cunku Emre bile kendi anlattigi hikayeyi unutmus oluyor. Hal boyle olunca ortaya ayni kitaptan farkli bir hikaye daha cikiyor. Ben genelde izleyici durumunda bu hadiseye cok guluyorum. Hem Inci Zeynep'in saskinligina hem de Emre'nin hikaye anlatmada ki gayretine😊

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Kapadokya



Gerek benim işe yeni başlamam gerekse Emre'nin izninin olmaması nedeniyle bu senede tatil planlarımız suya düşmüştü. Bu yazı da İnci Zeynep'i suyla buluşturmadan geçirmek istemiyordum. Çünkü benim miniğim tam bir su kuşu. Gördüğü her su birikintisine ellerini sokup 'şap şap şap' oynuyor.




Durum boyle olunca biz de hafta sonumuzu değerlendirmek, hem gezelim görelim hem de İnci Zeynep'in gönlünü yapalım diye çekirdek aile olarak ilk kısa tatilimizi kapadokya'da geçirdik.




Neden orayı tercih ettiğimiz noktasına gelince öncelikle bize çok yakın. İnci Zeynep eskisi gibi arabayla uzun soluklu yolculuk etmiyor. Cok sıkılıyor, oto koltuğunda oturmak istemiyor. O yüzden kısa mesafeli bir yeri ilk tatil için seçmek daha mantıklı geldi bize. Ayrıca ne kadar ara sıra gitsekte gereğince gezip istediğim gibi fotoğraflayamamıştım bugüne kadar bu minik tatil bana bu fırsatıda sağlayacaktı.





Otelimiz urgupteydi once urgup'u gezdik. Daha sonra ortahisar ve uchisara gectik gun batimini orada izledik. Ertesi gun de Avanos'a gectik. Bekledigimden cok daha guzeldi. Inci Zeynep bizimle umdugumdan daha uyumluydu. Keyifliydi. Bizi cok uzmedi. 


Daha uzun soluklu bir tatil icin umutluyum yani :)

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Koala misali



İşe döneli 1 aydan fazla olmasına rağmen henüz bu durumu kabullenemedik. Her sabah kapıda 'annneeeeggg' diye bağırması, kollarını boynuma dolaması ve anneanneye gitmemek için direnmeleri devam ediyor. 

Her sabah 10-15 dakika hem babası hem ben güzelce dil döküyoruz. Ise gitmemiz gerektiğini, akşam geri döneceğimizi, beraber vakit geçireceğimizi sürekli telkin ediyoruz. Gönlünü yapıp kapıdan o bize el sallayip kapiyi uzerimize kapatana kadar bırakamıyoruz. Hal böyle olunca tüm gün aklım fikrim hep onda oluyor. Bazen biz giderken henuz uyanmamis oluyor, böyle sabahlar işe gitmek çok daha kolay geliyor. Annemle aynı apartmanda oturduğumuz için annem direkt yanina çıkıyor. 

Doktorumuz -ki fikirlerine, önerilerine oldukça önem veriyorum çünkü kendisi de çalışan bir bayan ve bir anne- alışacak diyor, hem sen hem o alışacak. Sürekli olumlu telkin edin, işe gitmenin neden gerekli olduğunu anlatın diyor. Ilk gunler kolaydi evet ama gitgide sinirlerimi yipratiyor bu durum. Aglamasina kiyamiyorum. 14 ay boyunca dipdibe yapisik ikiz gibi koynumda uyutup, kokladigim evladimi gun icinde anneme burakip gitmek, heleki onu yasli gozlerle birakiyor olmak canimi cok yakiyor.

Inci Zeynep gibi benimde bazen telkine ihtiyacim olmuyor degil!

11 Ağustos 2014 Pazartesi

mazeretim var bebekliyim ben!


Gordugum her yastiga basimi koyup uyumak icin, sabahlari uyudugum 1 dakikayi kar saymak icin, kredi karti ekstremdeki %63 oraninda ki bebek magazasi harcamalari icin, kitap secerken oyuncak secerken gecirdigim sayisiz saatler icin, hafta icinden hafta sonunun planlarini yapmak icin, en erken hazirlanmaya baslayan ve yine de evden en son cikan olmak icin, minik bir canta yerine koca bir bavulla disari cikmak icin, gidecegim hemen hemen her yere gec kalmak icin, 

Mazeretim var bebekliyim ben!


2 Ağustos 2014 Cumartesi

calisan anne



1. Ay

31 haftalık hamileyken erken doğum riski nedeniyle işime erken ara vermek zorunda kalmıştım mart 2013 te, Inci Zeynep'i mayısın 9unda kucağıma verdiklerinde kendi kendime bir karar vermiştim. Bir daha işe dönmeyecek evde tüm hayatımı bebeğime adayacaktım. Annelik çok farklı bir duygu; karnında başka kollarında çok başka.. Temmuz 2013te yasal iznim bitmis Inci'm 2,5 aylık olmuştu. Ben istifa etmeye hazirlanirken sevgili eşim çok selim bir kafayla bana ucretsiz izinimi hatırlatmıştı. Ve bende tam 1 sene ücretsiz iznimi kullandım. İnci Zeynep şuan 14 aylık işe baslamak için doğru bir zaman miydi yoksa cok daha kucukken birakmak daha mi iyiydi bilemiyorum. Hic bir zamanda bilemeyecegim. Doktoru bi duruma alisacagini, cok uzerine dusmemem gerektigini soyledi.

İşe başladığımdan beri hal ve tavirlarinda pek değişiklik farketmedim. Sanirim bunda anneannesine alışkın olması en büyük etken. Yine de gun icinde biz yaninda oldugumuz zamanki nesesi pek olmuyormus. Saat 7ye dogruda gidip dis kapiya vurup 'anniiii!!' Diye bagiriyormus.


Ise donmek tahmin ettiğimden kolay oldu. İlk gün bebegimi kapıda bırakırken Emre gözümün içine bakıyordu, nasil tepki vereceğimi merak ederek. Çok şükür Inci Zeynep anneaneye giderker mutluydu o yüzden benimde gönlüm rahat etti. Haftanın sonuna doğru, mizirdanmalar başladı bırakırken, işte o zaman çok zorlandım aklım kaldı. Biraz da üzüldüm.


Ise basladigimdan beri gördüğüm her yastığa kafamı koyup uyumak istiyorum. Inci Zeynep çok şükür ki gece uykularinda artik beni üzmüyor, yine uykuya beraber geçiyoruz ama en azından beni yormuyor. Hatta belki de ben ondan önce bile uykuya daliyor olabilirim. Çoğu zaman sabah kalktığımda gece nasıl uyudugunu hatırlamıyorum bile. Sabahları benimle birlikte kalkıyor. Giyinip hazırlandıktan sonra yarım saat beraber vakit geçirme sansimiz oluyor. Oyun oynuyoruz  yada uykusunu alamamışsa kucağıma oturup kafasini gogsume dayayıp oturuyor.


Aksam donunce hemen kapida kucaklasiyoruz. Sarilip opusuyoruz ve emme seansina basliyoruz, uzun bir sure kucagimdan kalkmadan sessizce emiyor ben de onu bol bol kokluyorum. Daha sonra babayla bir sure vakit geciriyor. Ya da disarida beraber vakit geciriyoruz. Zaten hafta ici kizimla gecirecegim vakit o kadar az ki dakikasi ziyan olsun istemiyorum. Hallolmasi gereken isleri hafta ici halledip haftasonumuzu sadece Inci Zeynep'e ayirmak icin caba gosteriyoruz. Haftasonumuz genelde parklarda ya da Inci Zeynep'in keyif aldigi farkli aktiviteleri yaparak geciyor. Beraber oynamak, uyumak, yemek yemek ne isterse onu yapiyoruz. O da bizi hafta ici o kadar ozluyor ki tum haftasonunu hanfendinin nazini cekerek geciriyoruz desem yeridir :)


21 Haziran 2014 Cumartesi

bos zamanlarimda kitap okurum


Inci Zeynep 4 aylıkken oturmaya başlamıstı ve biz onu oturmaya basladıgı gunden itibaren her yemek yediğimizde mama sandalyesinde, yanımızda oturtmaya gayret gösterdik. O günlerden kalma bir alışkanlığımız var, önüne oyuncak koysam ya yere atıyor ya da yemeye çalışıyordu ve genelde de sıkılıyordu. Bizde çareyi önüne kitap koymakta bulduk. Kitaplardaki resimler faklı farklı olduğu için uzun süre oyalıyor ve ilgisini çekiyordu. Zamanla Inci Zeynep'in kitaplara olan ilgisi attı. 


Son 1 kaç aydır biz bebek kitaplarından çocuk kitaplarına terfi ettik. Önceleri rahat kullanabilir mi endişesi taşıyordum çünkü sayfaları ince, tam kavrayamadigi icin sayfaları çeviremez ve kitaplatini yırtabilirdi. Bebek kitapları daha sert ve küçük olduğu için kullanımı onun için cok daha rahatti. Fakat umduğum gibi olmadı. Önceleri ben okuyordum daha doğrusu okumama izin vermiyor, sayfaları hızlı hızlı çevirmemi istiyor ve resimleri gösterip sesler cıkarmamı, bir seyler anlatmamı istiyordu. Daha sonraları kendi kendine kitaplarını incelemeyi öğrendi. Hatta kitaplarında bile seçici, sevdiği kitapları olduğu gibi sevmediği kitaplari da var.


En favori kitabi: 'mamut yikama rehberi'. Bu kitabi o kadar cok seviyor ki sayfalarina sevinc cigliklari atarak bakiyor. Ne anladigini ya da tam olarak hosuna neyin gittigini bilmiyorum ama Inci Zeynep bayiliyor. 


Normalde kitaplarini ben secip alirdim, simdilerde beraber seciyoruz. Ben bir kac tane kitap begeniyorum, karsisinda sayfalari ceviyorum; o zaten begendigi oldugu zaman asiri tepki veriyor. Boylelikle yeni kitabini secmis oluyoruz. 

Umarim bebegimin bu kitap sevgisi buyuyunce de boyle devam eder :)

19 Haziran 2014 Perşembe

uyku sorunsali

Inci Zeynep her ne kadar yasina girmis olsada gece erken uyuma hadisesine bir çözüm bulamadık. Inci Zeynep doğduğundan beri Emre ile kızımızı uyutup oturup bir kahve icip, sohbet ettigimiz yok denilecek kadar az. İnci 9'da uyusa bile yarım saat sonra uyanır, kimbilir gece kaçta uyurdu. Şu anda da aynı durumdayız, uykuya beraber geçiyoruz.

Uyku eğitimi, uyku arkadaşı, ninni vs hiçbiri bir işe yaramadı bizde ya da ben beceremedim bilemiyorum. Tabi bu durum bir süre sonra insanın asabini bozabiliyor. Bazen insan kendine vakit ayırmak oturup sakince kitabını okumak, Emre'yle gun sonunda oturup konusmak, sohbet etmek ya da bir film izlemek istiyorum. Bizim ki gibi uyku problemi yaşayan bir bebeğiniz varsa bunlar sizin için büyük bir lüks!
Bebeğinizi uyuttuktan sonra eğer haliniz kalirsa!! 

Inci Zeynep'i erken yatirmak icin her yolu denedim diyebilirim, yapabilecegim seyler bunlar. Bazi geceler pes edip kendisi bayılana kadar oyuncaklariyla oynamasina izin veriyorum, bazen de saat 9'da odasina girip uyuyana kadar mucadele veriyorum. Tabi kendimde o gucu bulabilirsem :)


16 Haziran 2014 Pazartesi

kıymetlimis



İnci Zeynep'i normal doğumla dünyaya getirmeme rağmen ilk 3 gün beni emmemişti inatçı kızım.
O kadar inatlaşmıştı ki; emmemek için ağlarken küçük dilini bile görüyordum. Hiç üstüne gitmedim, üzüldüm, her seferinde denedim ama hepsinde aynı tepkiyle karşılaşınca zamana bıraktım ve çok şükür 3 gün sonra kendi isteği ile emdi. Daha doğrusu emmeyi öğrenince emmeye başladı. O nasıl oluyor diye sorarsanız, şöyle ki; annem doğduğu andan itibaren İnci Zeynep'i emziğe alıştırma çalışmalarına başlamıştı. Önce emziği de istemedi fakat annem hiç vazgeçer mi, sürekli, İnci Zeynep ittikçe annem verdi. Sonunda kazanan taraf tabi ki annem oldu! Böyle böyle İnci Zeynep'inde emme refleksi gelişti.

Çok daha küçükken emzik işimi çok daha kolaylaştırıyordu çünkü yenidoğan dediğin sürekli bir emme modunda oluyor. Böyle durumlarda emzik hayat kurtarıcı olabiliyor. Fakat artık bizde durum çığırıdan çıkma noktasında. Şuan emzik İnci Zeynep'in sahip olduğu en kıymetli varlığı. Onsuz kesinlikle uyumuyor, 24 saat eline versem hiç çıkarmadan emecek. Çok istediği başka bir şey olunca karşılığında bana emziğini veriyor, bir nevi alışveriş yapıyoruz:) Bazen o kadar yaramazlık yapıyor ki işte o zaman emziği ortaya çıkarıyorum, hemen ağızına alıp bir süre sakinleyip, enerjisini toplayıp kudurmaya devam ediyor.

Minikken emzik çok güzeldi ağızında, benimde çok hoşuma gidiyordu, kocaman emziği "cok cok cok" diye emmesi fakat artık 1 yasında kocaman kız, ağızda emzik:) Evet çok hoş durmuyor ama emzik bazen bana nefes alacak zaman sağladığı için şuan sevenleri ayırmaya benim de pek niyetim yok açıkcası :)

14 Haziran 2014 Cumartesi

büyürken



Bebeğim büyüyor.. 

İnci Zeynep doğduğunda hamileliğimi çok özlerdim. Çünkü hamileyken hep benimleydi. Çalışmama rağmen çok keyifli, sorunsuz bir hamilelik geçirmiştim. Ufak tefek problemler dışında anne kanında beni hiç üzmemişti. Bizim iletişimimiz anne karnındayken bile o kadar güzeldi ki. Ben çalışırken o uyurdu, saat 5 olup işlerimi bitirince uyanır, kıpır kıpır hiç durmazdı. Bazı geceler uyanıp korkuyla -karnımdayken hep onu kaybedeceğim korkusu yaşadım-, "kızım" diye seslendiğimde hemen uyanır ve hareket etmeye başlardı. 

Zamanla daha az özler oldum hamileliğimi. Çünkü şuan İnci Zeynep'le hayat çok daha güzel. Kızım büyüyor.. Kendi yemeğini kendi yemek istiyor. Şiddetle istediği bir şeyi, çığlıklar atarak "veyveyvey" diye defalarca, elde edene kadar bağırıyor. Beni yanında göremeyince "aniiii" diye bağırarak tüm odaları dolaşıp, beni bulunca bacaklarıma sarılıyor. "Hadi dışarı çıkalım" dediğimde, kapının önüne gidip, trençkotunu giymeye çalışıyor. İnci Zeynep büyüyor ve her günü daha da güzelleştiriyor. 

Temmuz ayında işe döneceğim, kızım 14 aylık olacak. Bilmiyorum çok daha küçükken bırakmak, ayrılmak daha mı iyiydi. Yoksa doğru olanı mı yaptım yaşayıp göreceğim. Artık her şeyi anlıyor, ufaktan anlatıyorum, işe başlayacağımı, gün içinde bir süre ayrı kalacağımızı, akşam tekrar geri geleceğimi, gece sarılarak uyuyacağımızı vs.. sanki dinlemiyormuş gibi geliyor ama ben anladığını umut ediyorum.

10 Haziran 2014 Salı

5 yıl



5 yıl sonra aynı yerde..

Yıl 2009, nişanlandığımız günün gecesi Emre'nin askerlik yapacağı yer belli olmuştu ve ben 3 gün sonra onu askerlik yapacağı yerin nizamiyesine, tabiri caizse kendi ellerimle askeriyeye teslim etmiştim.
Hatta yemin törenine kadar da yanında kalmıştım, her hafta sevdigi seyleri yapar kışlanın yolunu tutardım.

Hayatımın en zor ve en uzun geçen dönemiydi Emre'nin askerlik dönemi. Tabi bu benim açımdan, birde Emre'ye sormak lazım:)


Ve şuan yine oradayız.

Geçen 5 sene içinde kazandıklarımızla, kucağımızdaki cimcime ile yine aynı yerdeyiz, aynı nizamiyenin önünde.

Artık evliyiz bir kızımız, beraber yaşadığımız bir evimiz, kendimize ait bir hayatımız var. Mutluyuz!

İnsan bazen elindekilerinin kıymetini bilemiyebiliyor. Halbuki her anımız, her dakikamız bile yeni şeyler kazandınıyor bize, hayatımıza yeni bir şeyler katıyor. Bizim yapmamız gereken şey belki de geriye dönüp bakmak.

5 yıl önce böyle güzel bir kızımız yoktu..

5 yıl önce evlenme hayali (!) kuran 3 günlük nişanlı bir çifttik..

Okulunu yeni bitirmiş, işi dahi olmayan insanlardık..

Dediğim gibi bazen belki de sadece dönüp ardına bakman lazım, kaybettiklerine değil kazandıklarına!!

Zaten hayatta böyle bir şey; yaşadıkların, hayallerin, isteklerin ve umutların seni sen yapıyor. Önemli olan vazgeçmemek sanırım. istediğin her neyse ona inanmak ve peşinden gitmek..

5 Haziran 2014 Perşembe

daddy's little princess is turning ONE


Dogum hikayemizin ardindan hemen dogum gunu ayrintilarini yazayim bence cunku dogum hikayemizi bile 1 sene sonra vakit bulup yazdigima gore 1. Yas gununu kimbilir ne zaman eklerim.

Kizim cok guzel bir ayda dogdu aslinda Mayis.. Bahar mevsimi...

O yuzden ben hep ona bahari animsatacak bi dogumgunu yapmak istemistim takii internette ucus ucus bir prenses elbisesi gorene kadar. Evet dedim, ilk dogum gununde kesinlikle İnci Zeynep'i bir prenses yapmaliyim ve bir gece babakizi koyun koyuna yatarken gorunce Emre'nin İnci Zeynep'e soyledigi uydurmasyon sarki geldi aklıma 'babasinin guzeli, babasinin prensesi' ..




ve bu sarkiyla dogum gunu temamizi belirledik "Daddys Little Princess"



Yaklasik 2 ay onceden -biraz abartmis olabilirim- hazirliklara basladim. Alinmasi gereken malzemeleri toparladim. Kimini internetten, kimini burlardan.. Hatta son gun bile Adana'dan dogum gunu icin gelen amcalarina bile siparis verdim:)


Sonra cizimler..


Elbisesi, provasi,pastası,hediyeleri vs derken o gun geldi...


Canim annemin yardimlariyla masamizi hazirladik. Balonlar, servis masalari, ponpon cicekler, ikramlar derken saat 2 de baslayan dogum gunumuz yakin dostlarimiz,ailemiz ve minigimin arkadaslariya dolu dolu ve cok keyifli bir sekilde sona erdi.


Dogum gunumuzden en sevdigim detaylar; İnci Zeynep icin yaptigim dogumundan yasina kadar fotograflariyla hazirladigim slayt gosterisi, İnci Zeynep'in ucan balonlarla, sevinc cigliklari atarak oynamasi ve minigim icin dostlarimizin yazdigi ve melegime hatira kalacak hafiza kartlarimiz.


Genel olarak herkesin mutlu ayrildigi bir dogum gunuydu. Tabi ben bi cok seye takintili oldugum icin dogum gunu sonrasi sunu soyle yapsaydim, daha cok balon alsaydim, sunu da yapsaydim diye kendi kendi mi yedim.


Sonuc; sonuc yok tabi! Olan oldu, herkes cok memnun kaldi. En onemlisi İnci Zeynep cok eglendi.

Zaten her sey onun icin degil mi?