19 Temmuz 2017 Çarşamba

Kendime not:

Hayatta hiç bir zaman büyük konuşmayacaksın derler, ve neyi çok seversen onunla sınanırsın.

Annelik, insanı hiç ona benzemeyen birine dönüştürürken ve hiç girmeyeceği bir yola sürüklerken, sanki uzaklardan izliyorum kendimi.. Doğrularımı, yanlışlarımı, hatalarımı, umutlarımı, hayallerimi, beni ben yapan herşeyi..

Ve ne fakettim ve ardından da çok üzüldüm?

Ben anneyim, İnci Zeynep'in annesiyim.
Onun sahibi değilim!
Evet o benim kızım!
Evet onu en çok ben tanıyorum!
Ve evet her zaman yanındaydım!

Onu doğurmam, büyütmem, yanında olmam beni onun sahibi yapmıyor!

Benim buna hakkım yok,

Onun için en iyi okul, en iyi kurs, en iyi kıyafetler ya da en iyi arkadaşları benim seçmeye hakkım yok!
4 yaşında da olsa, benim kızım da olsa bu onun hayatı!
Mutlu olacağı okulda okumalı,
Mutlu hissedeceği elbiseyi giymeli ya da sevdiği için insanları hayatına almalı.. ve ben de buna fırsat vermeliyim, onu da kendimi de uzaktan izlemeli ve kızımla büyümeliyim.


Hadi bay!

12 Ocak 2016 Salı

Senin çiçeğinden.


 İnci Zeynep'in inatla öğrenmediği ya da bildiği ama bize farkettirmediği tek şey belki de renkler. Kendi kendine oynarken 'mami üçgen, tılmızı elma' vs. kendisi renkleri kullanıyor ama ben ya da babası sorduğu zaman maviye sarı, kırmızıya mor falan diyor. 

 Bu sabah ise gitmek icin hazırlanırken Inci Zeynep'te yanımızda resim yapıyordu, 'Annecim' dedim, 'Benim için kırmızı bir çiçek çizer misin?'  'Senin çiceğinin aynısından mı?' diye sordu. 'Evet' dedim. Bu evet bilinçsiz bir evetti. Eline sari renkli kalemini aldi, 'elindeki kirmizi degil biliyorsun degil mi?' diye sordum,  'ama anne senin ciceginin aynisindan bu, hadi gel benimle!' diye elimden tuttugu gibi benim bile unuttugum balkonun bir kosesinde boynu bukuk duran minik cicegimi gosterdi. 'Bunun aynisindan yapiyorum ben' dedi. Sari cicekli minik saksiyi gostererek. 'Evet' dedim 'haklisin, bu ayni o cicegin renginden, benim cicegimin renginden.'

 Varsin bilmesin, ogrenmesin renkleri onemli degil. Hep boyle baksin hayata, hayatina hic birseyi kacirmadan her ayrintisina. Her gun ben ona yeni seyler ogretmeye calisiyorum ama her gun ondan yeni bir sey ogreniyorum. Ne mutlu bana♡

13 Aralık 2015 Pazar

Anneler de hata yapar.


Sevgili Blog annelerde bazen hata yapar değil mi? Aslinda İnci Zeynepteki sorumluluk bilincini oturtmak icin cok daha farkli seyler yapabilirdim ama ben bu yontemi sectim. Inci Zeynep'e bir su kaplumbagasi aldim blog. Alirken de ona bakacagina, yemegini verecegine ve onu cok sevecegine dair soz aldim. Buraya kadar her sey guzel. 

Inci Zeynep kaplumbagasini cok sevdi. Eve gelince ona nasihatlarda bulundu. 'Taplumbaa sakin burdan disalı cikma sora ceni bulamam! Anladin mi taplumba.' Kaplumbaga bizimle beraber heryere geldi.

Sabah ise giderken anneanneye, aksam da evimize geldi gitti. Fakat o hayvancigi almakla gercekten cok buyuk bir hata yaptigimi cok gecmeden anladim. Oncelikle hic arastirma yapmamistim. Su kaplumbagalarinin hemen hemen hepsi salmonella bakterisi tasiyicisiymis. Bu durum yaslilar, hastalar, hamileler ve cocuklar icin ciddi bir risk tasiyor. Bu inci zeynep ve bizim icin sikintili olan yonu. Çunku surekli kaplumbagayi eline almak, sevmek istiyor. Bir de soyle bir durum var; kaplumbagayi aldimgim petshopun bize verdigi ve 'olum fanusu' diye adlandirilan bu plastik legenlerde zavalli hayvanciklar cok uzun omurlu olamiyorlar. Sonucta kucuk bir cocuga sorumluluk sahibi olmasi icin aldigim bir canlinin yanlis bakim sonucu olumune sebep olmak isteyecegim en son sey!

Kaplumbaga icin ozel bir akvaryum, isitici, uv lamba vs. Cok daha fazlasi lazimdi. Yani kaplumbagayi ona daha iyi bakilabilecek bir yere yada daha iyi sartlar altinda bakacak birine vermem gerekiyor. Tabi bunun icin de once Inci Zeynep 'i ikna etmem gerekiyor. Fakat hala o konuda basarili olamadim. 'Kizim bence bu kaplumbagayi verelim yerine balik alalim' dedim, 'Alalim ama Taplumbami veremem ' dedi. 'Kizim biliyor musun sanirim bu kaplumbaga biraz rahatsizlanmis, doktora goturelim' dedim. 'Doturelim ama doktolun olmasin o benim taplumbagam' diye basiyor cigligi. 

Şuan careyi kaplumbagayi belirli zaman araliklarinda, mesela yemini vermesi icin Inci Zeynep'le bir araya getiriyorum. Onun disinda kizimin goremeyecegi yerde duruyor. Amacim onu unutmasini saglamak.

Buradan tum anne ve babalara sesleniyorum lutfen ama lutfen, benim dustugum hataya dusmeyin sizin ya da cocugunuzun bakamayacagi ya da sirf cocugunuz istiyor diye bir hayvanin sorumlulugunu almayin. Cunku bu zavalli hayvanlar kedi, kopek, balik ya da kaplumbaga farketmez bu ciddi anlmada bakima muhtaclar ve bir cocugun oyuncagi ya da kisa suren bir zevki asla olmamalilar.

Sevgilerimle,

4 Aralık 2015 Cuma

Annelik huznu


Annelik huznu diye bir kavram var ama benim bahsettigim huzun o bebegin ilk dogumuyla baslayan ve 1 2 hafta sonra gecen durum degil, benim annelik huznu olarak bahsedecegim mevzu anneligin her aninda her gun karsi karsiya geldigimiz aslinda huzun de degil mutlulukla burukluk arasi bir duygu. Belki de bu duygunun bir adi var ama ben bilmiyorum.
Dun Sabah ise giderken her zaman ki gibi evden, gec kalmadan cikip, incisi anneaneye birakmanin telasi icerisindeyken tabi bir de inci zeynep'in ozenle secip ayirdigi lögo ve bilimum oyuncaklari da unutmadan telasli bir sekilde cikmaya calisirken bir de baktim benim minik insanim kapinin onunde cizmelerini giymis disari cikmis bile. Once acayip gururlandim, mutlu oldum cok hosuma gitti. Daha sonra kapiyi kitledim, asansore bindik, dis kapiya yoneldik ki birde baktim cizmelerini ters giymis. Iste o an o annelik huznu denen duygu geldi ve icime coktu. Nasil bir sey biliyor musun sevgili okuyucu bogazin dugum dugum oluyor, yutkunamiyorsun. Icinde, kalbinde bir sicaklik hissediyorsun. Aglamak istiyorsun ama ne mutsuzluktan ne de mutluluktan. Boyle sarilip icine sokup, koklayip, sevgi manyagi yapmak istiyorsun cocugunu. Iste boyle garip birsey.

18 Ağustos 2015 Salı

Sevgili Blog




Sevgili blog

Yazacagim cok sey var aslinda ama birak buraya yazmayi acip okuyamadigim bir dunya yazi, kitap, gazete ve hatta elektronik duyuru var. Hepsi boynu bukuk bir sekilde posta kutumda beni bekliyorlar.

Calisan anneyim bahanesinin arkasina saklanmayacagim bu kez. Ne oldugunu bilmiyorum ama artik kendimi uretken, verimli, pek ise yarar hissedemiyorum bu aralar. Neden boyle hissediyorum sorusunu kendime yonelttigimde ise henuz bir cevap alabilmis degilim.

Hayatimi kolaylastirmak adina attigim adimlar var evet ama ise yaramiyor. Kizimi uyuttuktan sonra yaptigim tek sey uyumak. Aklima yapabilecegim baska hic birsey gelmiyor. Isten sonra arkadaslarla ya da ailecek disari ciksak bile benim aklim hep tv nin onundeki kanepede kaliyor. Cogu zaman uyuyakaliyorum. Bazen Inci Zeynep'i uyuturken onun odasinda, bazen de uyumasini beklerken odasinin yerinde bile uyuyakaldigim oluyor. Haftasonlari haftaici erken kalkmaya alisan kizim erken uyaninca babasiyla pazarlik bile yapiyorum. Bugun ben uyuyum pazar gunu de sen uyursun diye.

Dusunsene ne kadar sikici bir insan gozukuyorum. Surekli miy miy miy uyuyan! Oyle biri degilim aslinda, hic bir zaman uykuya cok duskunlugum olmadi ama bu aralar boyle. Engel olamiyorum kendime. Gozlerim benden bagimsiz hareket ediyor sanki. Universitede derste arka sirada uyuyan insanlara hayret ederdim. Nasil boyle bu seste bu ortamda uyuyorlar diye. Valla oyle guzel uyunuyormus ki! Su an onlari cok daha iyi anliyorum.

Mesela bir kitabim var. Bitmesine son 20 sayfa var. Cok heyecanli. Merak ediyorum ne olacak diye ama aylardir ayni paragrafi okuyorum. Sayfayi bile ceviremedim. Gozlerim yaniyor kitabi elime alinca. Gozumu kapatip dinleneyim tekrar okumaya baslarim diyorum ama sonunda kaldigim yere sikistirilmis bir gozlukle yerine kaldirilmis bir kitap goruyorum sabah.


Uykum geldi sevgili blog. Hatta hic gitmiyor desem cok daha dogru!


O yuzden,


Iyi geceler!!

10 Mart 2015 Salı

caysiz simit

Saat 06:50 alarm yine çalıyor. Zorlanmiyor artik sabah kalkarken bunyelerimiz, alismislik var yillardir. Ailecek ayilmamiz 10 dakika. Emre de bende hazirlanmaya basliyoruz, sabah rutinimize basliyoruz. Inci Zeynep'te pesimiz de, babasi tras olurken ona bakiyor, makyaj yaparkende bana. "Mende mendeee" diyor. Beraber dis fircaliyor babayla. Emre'nin yakasini duzeltiyorum. 'Kravatim uzun mu?' diye o da bana soruyor. Sonra kizimizi alip anneannesine birakirken duygusal bir veda sahnesi. 'Aksam ne istiyorsun kizim' diyor babasi; 'cuku' diyor minik insan. Saat 7.50 arabamiza biniyoruz. Kahvalti yapmamisiz o gun yine. 'Ne yersin?' diye soruyor Emre arabayi saga cekerken simitcinin onune. 'Her zamankinden' diyorum bende. O iniyor. Araba otobus duraginin biraz gerisinde. Usul usul bir otobus yanasiyor ve duruyor. Sabah vakti ogrenciler iniyor otobusten. Dusunuyorum kendimi, mezun olali tam 7 sene olmus. Halbuki daha cok yeni gibiydi mezuniyetim. O ogrencileri gorunce onlari cok kiskaniyorum evet gercekten cok ama cok kiskaniyorum. Onlara gore buyuk ama bana gore kiskanilacak derecede kucuk kaygilarini kiskaniyorum. Sabah 06:50 de kalkmamayi kiskaniyorum. Gece yorgunluktan degilde kendi istegimle yatagima gidip yatmayi, gece yarilarina kadar Emre'yle -o zamanlar msn vardi- msnde konusmayi ozluyorum. Kaygisizca evden cikip, butun gun yuruyup fotograf cekmeyi, otobuse, servise binmeyi, oglen yemeklerimi 1 saat kisiti olmadan uzun uzun yemeyi ozluyorum. Sonra Emre geliyor, simit almis bana. Yolda, ise giderken yiyorum bende, malum ise gec kalmamaliyim. Simit almis Emre, caysiz simit yiyorum arabada. 

25 Ocak 2015 Pazar

mutlu son!

Uyku egitimi

1. HAFTA

Mutlu son..

Saat 21:45 ve evet Inci Zeynep misil misil uyuyor. Ben ise nasil vakit gecirecegimi bilmiyorum. Bosluga dustum sanirim. Uzun suredir Inci Zeynep uyudugu anda bende yatiyordum. Kendi basima gecirdigim vakit o kadar azdi ki bir kitap okumak ya da bos bos dusunmek, hayal kurmak bile benim icin cok buyuk bir lukstu. Son bir haftadir Inci Zeynep'te ben de o kadar mutlu ve huzurluyduk ki; o da ben de ne yapmamiz gerektiginin farkindaydik. Gereksiz aglamadi beni yipratmadi. Hafta sonu onu is yerime goturdum orada bile benimle cok uyumluydu. Yanimda oturdu. Resim yapti. Kendi kendine oyun kurdu oynadi. Ben bu degisimi uyku duzenine bagliyorum biraz da. Uyku duzeni demek hayat duzeni demek aslinda. Erken yattigi icin, uyurken kendini yipratmadigi icin sabahlari cok daha mutlu ve huzurlu uyaniyor minik bebegim. 

Bu haftasonu cok huzurluydum. Cok daha dingindim. Ve haftaya cok daha iyi basliyorum diyebilirim❤